Benan, 19. yüzyıl Osmanlı saray ve konaklarında kullanılan antika santurların (çok telli vurmalı çalgı) ceviz ağacından mamul ses kutuları ile sedef kakmalı akort çivisi (mide) tahtalarının restorasyonu üzerine uzmanlaşmış yirmi üç yaşında bir enstrüman konservatörüydü. Haliç’in eski dökümhane, tersane ve zanaat geçmişine yakın bir noktada bulunabilmek için Hasköy’de, Kumbarahane Caddesi’nden Halıcıoğlu Deresi Sokak’a inen dar aralıktaki yüz on yıllık kâgir bir binanın yarı bodrum katını atölye-ev yaptı.
Benan’ın zorluğu; hakiki Kızıldeniz sedeflerinin, ithal sıcak balık tutkallarının fahiş pahalılığı ve Haliç kıyısından bodrum katına çöken dondurucu rutubetin santurun ceviz ses tahtasını çatlatma riskiydi. Gündüzleri Hasköy İskelesi yakınlarındaki yedek parça ve metal depolarında parça başı koli taşıyor ve kâğıt istifleme işçiliği yapıyor, akşamları ise bodrum katındaki sarı masa lambasının altında büyüteç ve neşterle 1870’lerden kalma bir santurun dökülmüş sedef ve gümüş kakmalı kavis hatlarını temizliyordu. Odasına gün ışığı girmediği için kışın taş duvarlardan sızan soğuk nem hands uyuşturuyor, neşterle mikron ölçekli yuvaları açarken parmaklarının titremesine neden oluyordu.
En büyük kriz, özel bir saz koleksiyoncusu için restore ettiği 1880 tarihli, gümüş ve sedef kakmalı nadide bir santurun teslim gecesinde yaşandı. Karayel fırtınası sırasında yokuştaki tıkalı rölanti kanalı patladı. Çamurlu tazyikli su Benan’ın bodrum katındaki havalandırma penceresinden içeri taşarak çalışma masasının üzerine aktı. Su, doğrudan henüz organik tutkalı sertleşmemiş santur köprüsünün ve yeni monte edilen sedef kakmaların üzerine döküldü.
Benan, dondurucu ve çamurlu suyun içinden enstrümanı saniyeler içinde kurtardı. Islanan özel tutkal çözülüp sedef kakmalar yerinden kayabilir ve tellerin basıldığı ceviz gövde deforme olabilirdi. Sırılsıklam halde evden çıkıp Rahmi M. Koç Müzesi’nin tarihi dış taş duvarlarının altındaki kapalı kemerin altına sığındı. Fırtına yüzünü keserken, yanında taşıdığı emici kurutma kâğıtları ve saf alkolle fener ışığı altında enstrümanın üzerindeki çamuru teker teker temizledi. Sabaha kadar tutkalı elle yeniden ısıtıp dökülmüş sedefleri baştan sabitledi. Ertesi gün santuru pürüzsüz tınısı ve işçiliğiyle teslim ettiğinde, İstanbul’un soğuk suları onun sabrını ve zanaatını yenememişti.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.