İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Gülten’in Kanlıca ve Anadolu Kavağı Hattındaki Sedef Kakma Mücadelesi

Akşamüstü Kanlıca Rıhtımı’ndan Boğaz’ın köpüklü sularına ve karşı kıyıdaki ışıklara bakan Gülten, İstanbul’un kendisini sınamak için önüne çıkardığı her çatlağın, hayallerine bakır bir hat çekmek için var olduğunu çok iyi biliordu.

Ocak ayının ortasında Boğaz’dan yükselen yoğun sis Galata Kulesi’nin gövdesini sarıp Tophane’nin dar sokaklarına çökerken, Feride kucağındaki ağır ahşap çizim çantasını ve paha biçilmez zırnık boya kutularını düşürmemek için Kumbaracı Yokuşu’nun dik ve kaygan taşlarını adım adım iniyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü yüksek lisans öğrencisi olan Feride, Erzurum’un dondurucu soğuklarından İstanbul’a, fırçasının ucuyla tarihsel minyatürlere ve altın varaklı tezhip sanatına yeni bir soluk getirme hayaliyle gelmişti. Tophane’nin yüksek tavanlı fakat rutubetten duvarları dökülen eski bir han odasında kalıyor; geceleri Karaköy’deki bir sahaf atölyesinde eski yazmaları temizleyip kataloglayarak hem kaldığı odanın kirasını ödemeye hem de tahrir fırçaları ile 24 ayar yaprak altın masraflarını karşılamaya çalışıyordu.

O gün, hayatının en kritik akademik sunumu ve kariyerini belirleyecek uluslararası sergi seçmesi vardı. Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenecek olan "İstanbul’un Kadim Surları ve Altının Büyüsü" sergisi için hazırladığı, aharlandığı ahsar kâğıdı üzerine samur fırçasıyla milim milim işlediği devasa "Galata’dan Haliç’e Minyatür Panosu"nu jüriye teslim etmesi gerekiyordu. Eğer eseri sergiye seçilirse hem Avusturya’daki El Yazması Eserler Restorasyon Merkezi’ne burslu araştırmacı olarak kabul edilecek hem de üç aydır biriken han kirasını ve sahaf borçlarını tek seferde silebilecekti. Haftalardır uykusuz kalmış, gözleri kan çanağına dönene kadar büyüteç altında o narin altın tahrirleri işlemişti.

Ancak Yüksek Kaldırım’a teğet geçen dar sokakta yürürken, yukarıdan kontrolsüzce kayan bir yük arabası Feride’nin üzerine doğru savruldu. Anlık bir refleksle kenardaki tarihi taş binanın duvarına sıçrayan Feride, kayganlaşmış yosunlu basamaklarda dengesini kaybederek sertçe kapaklandı. Kucağındaki muhafaza çantası fırlayarak sokağın ortasındaki taşlara çarptı. Çantanın kapağı açıldı; haftalardır göz nuru dökerek altın varakla işlediği o narin minyatür panosu, darbenin etkisiyle fırlayıp sokağın kenarındaki paslı su oluğuna düştü. Ahar kaplı hassas kâğıt, çamurlu suyun etkisiyle darmadağın oldu; altın varaklı Galata Kulesi motifi eriyerek kâğıdın üzerinde derin bir leke ve yırtık bıraktı.

Feride, ellerindeki ve dizlerindeki kanamanın acısını hissetmeden, su birikintisinin içinde eriyen altınlarına ve yırtılan minyatürüne bakarak donakaldı. Uykusuz geçen geceler, samur fırça izleri, göz nuru ve kurduğu tüm gelecek hayalleri saniyeler içinde o çamurlu suyun içinde yok olup gitmiş gibiydi. Ağlamaktan nefesi kesilen genç kız, Galata’nın bu dik ve acımasız sokaklarında bir kez daha kimsesiz kaldığını hissetti.

O sırada sokağın hemen karşısındaki eski bir mücellit ve hat atölyesinden çıkan, Tophane’nin elli yıllık emektar müzehhibi "Müzehhip Toros Usta" kızın çaresizliğini fark etti. Dükkânından çıkıp Feride’yi kolundan tuttu, omuzlarına neft yağı ve tutkal kokan önlüğünü örterek onu kurutulmuş kâğıt ve kök boya kokan sıcacık atölyesine götürdü.

Toros Usta, Feride’ye dumanı tüten bir bardak sıcak ıhlamur uzattıktan sonra suda bozulan minyatür panosunu inceledi. "Kâğıt ıslandı, altın eridi diye sanat bitmez kızım," dedi babacan bir sesle. "Eski İstanbul müzehhipleri mürekkebi dağılan kâğıdı atmazdı; lekelenen yere is mürekkebiyle gölge atar, yırtık hatların üzerine lacivert lapis lazuli taşı ezer, yırtığı bir gece gökyüzüne dönüştürürlerdi. Sanatın gücü, hatayı gizlemekte değil, onu eserin kalbine katmaktadır."

Toros Usta, atölyesindeki emektar lapis lazuli taşlarını, is mürekkebini ve koruyucu nişasta aharını çıkardı. Feride, ustanın rehberliğinde titreyen elleriyle kâğıdın suyla bozulan yerlerine is mürekkebiyle derin gece gölgeleri verdi; eriyen altın varakların yırtıldığı hatlara ise ezilmiş lacivert lapis taşını işleyerek panoya büyüleyici bir "Gece Galata’sı" havası kattı. Dağılan lekeler, sisli bir İstanbul gecesinin masalsı siluetine dönüştü.

Sunum saatine dakikalar kala Tophane-i Amire’nin kapısından içeri giren Feride, jüri üyelerinin karşısına çıktı. Yaşadığı kazayı ve eserin suyla bozulduktan sonra is mürekkebi ve lacivert taşla kazandığı bu yeni ruhu sunumunda anlattı. Jüri, minyatüre işlenen bu özgün teknik dokuya ve genç kızın pes etmeyen direncine hayran kalarak çalışmayı birincilikle ödüllendirdi.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. anadoluyakasirehberi.icuanadoluyakasirehberi.icu