Selin’in Büyükada’daki Rüzgârlı Mücadelesi
Eylül ayının ilk sert rüzgârları Büyükada’nın çam kokulu sokaklarını sararken, Selin elindeki ağır numune kutularıyla dik yokuşu tırmanmaya çalışıyordu. İstanbul’un bu huzurlu gibi görünen adası, onun için kaçıp nefes alınacak bir tatil beldesi değil, ayakta kalmak için sığındığı zorlu bir duraktı. Marmara Üniversitesi Takı Tasarımı bölümünden mezun olduktan sonra kendi atölyesini açma hayali kurmuş, fakat birikimini dolandırıcılara kaptırınca elinde kalan son malzemelerle adaya taşınmıştı. Burada, eski bir Rum evinin rüzgâr geçiren çatı katını kiralamış, ada esnafına ürettiği el yapımı gümüş ve doğal taş takıları satmaya çabalıyordu.
Haftalardır süren fırtınalı havalar yüzünden adamı ziyaret eden turist sayısı neredeyse sıfıra inmişti. Kirasını ödemek bir yana, fırıncıya olan ekmek borcu bile gözünde büyüyordu. O gün, son umudu olarak Çankaya Caddesi üzerindeki tarihi konaklarda yaşayan koleksiyonerlerle görüşmek için yola çıkmıştı. Yokuşun tam ortasında, aniden bastıran şiddetli sağanak Yağmurla birlikte elindeki çanta yırtıldı. Aylarca emek verip işlediği gümüş kolyeler, ince işçilikle hazırladığı yüzükler, çamurlu suyun aks aktığı sokak mazgalına doğru sürüklendi.
Selin, dondurucu yağmurun altında dizlerinin üzerine çöküp mazgalın demirlerine tutundu. Parmakları soğuktan uyuşmuş halde, akan çamurun içinden kolyeleri tek tek kurtarmaya çalışırken gözyaşları yüzünü ıslatıyordu. Tam o an, adanın emektar faytoncularından—şimdilerde elektrikli araç kullanan—Ahmet Amca yanına yanaştı. Yıllardır adanın her türlü fırtınasına şahitlik etmiş yaşlı adam, Selin’i kolundan tutup kaldırdı ve kendi pançosunu kızın omuzlarına örttü.
Çamurlu takı kutusunu toplayıp durak kulübesine sığındıklarında, Ahmet Amca cebinden çıkardığı dumanı tüten bir bardak ada çayını Selin’e uzattı. "Ada serttir kızım," dedi, dışarıdaki hırçın denizi işaret ederek. "Poyraz esti mi insan sanır ki her şey bitecek, hayat duracak. Ama poyrazın arkası her zaman lodos, lodosun arkası da durgun sudur. Sen yeter ki bu ellerindeki yeteneği çamura teslim etme."
Ahmet Amca, Selin’in ıslak kumaşla sildiği ama tasarımı hâlâ ışıldayan bir kolyeyi eline aldı. "Bizim hanım haftaya ada derneğinin kermesini düzenliyor. Bu el emeğini orada sergileyelim, bak gör bakalım ada insanı yeteneğe nasıl sahip çıkıyor."
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.