Gaziosmanpaşa’nın dik ve birbirini kesen dar sokaklarında kış güneşi binaların gölgesinde erirken, semt Anadolu lisesinin son ders saati tamamlandı. On yedi yaşındaki Selin, okul üniformasının üzerine geçirdiği montun fermuarını boğazına kadar çekip sırt çantasının askılarını sabitledi. Sınıf arkadaşlarının okul önündeki simitçide toplanıp sohbet etme tekliflerini tebessümle reddederek, adımlarını küçük sanayi dükkânlarının sıralandığı, ıslak ve soğuk ara sokaklara çevirdi.
Selin, iki yıl önce babasını bir inşaat kazasında kaybettikten sonra kronik astım hastası annesi ve ortaokula giden küçük kardeşiyle yaşam mücadelesi veriyordu. Evin birikmiş kirasını ödemek ve kardeşinin okul ihtiyaçlarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde Gaziosmanpaşa’daki üç katlı eski bir binanın bodrum katında yer alan tarihi halı yıkama, saçak tamiri ve restorasyon deposunda çalışıyordu.
Depo; sürekli yüksek basınçlı tazyikli su sesleri, ısık kenevir ve yün kokusu, havada uçuşan ince halı tüyü ve ağır deterjan kimyasallarıyla dolu kasvetli bir alandı. Selin’in buradaki görevi; yıkamadan çıkan devasa, ağır el dokuması halıları sıkma silindirlerine yönlendirmek, kuruma askılarına taşımak, kenarları tiftiklenmiş antika kilimlerin saçaklarını kalın tığ ve iğnelerle elde tek tek örmekti. Saatlerce ıslak beton zeminde, ağır ve sulu halıları taşımaktan sırtına ve kollarına kramplar girer, soğuk deterjanlı su parmak boğumlarında çatlaklar açardı.
Selin’in en büyük amacı ise İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazanmaktı. Saçak örme tezgahının hemen yanındaki ahşap sütuna şeffaf bantla sabitlediği geometri ve matematik formül kartlarına bakarak çalışırdı. Bir yandan elindeki tığla kıl yün saçakları düğümlerken, bir yandan da göz ucuyla analitik geometri ve uzay cisimleri sorularını zihninden adımlıyordu. Arkadaşları evlerinde sıcak odalarında sınav maratonuna hazırlanırken, o, rutubetli ve buz gibi depoda geleceğini ilmek ilmek dokuyordu.
O akşam, Kapalıçarşı’daki bir tüccara yetiştirilmesi gereken otuz adet tarihi Uşak halısının saçak tamiri ve ambalajlanması son ana kaldı. Depo ustası nakliye aracını yüklemek için dışarı çıkınca, tüm ince işçilik ve paketleme yükü Selin’in üzerine bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri soğuk sudan hissizleşmiş, parmakları tığ saplamaktan su toplamıştı. Deponun ağır demir kepengini kapatıp ana caddeye doğru tırmanırken bacakları yorgunluktan titriyordu; fakat cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.